Analistler, Basra Körfezi’ndeki durumun o kadar uç noktalara vardığını söylüyorlar ki, bu neredeyse inanılması güç bir senaryo gibi algılanıyor. Ortaya konulan örnekle, ilk yıl petrol analistlerine verilen “aşırı durumu düşünme deneyi” gibi bir durumla karşı karşıya olunduğu ifade ediliyor.
Enerji ve jeopolitik danışmanı Ellen Wald de benzer şekilde, bunun enerji piyasaları için adeta bir savaş oyunu simülasyonu olduğunu belirtiyor.
Hürmüz Boğazı’nın Kapanmasının Tetiklediği Şok
Ayın başında İran’a yapılan ilk saldırılar, dünyanın en önemli deniz yolu olan Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattı. Bu boğaz, sadece İran’ın değil, Orta Doğu’daki diğer büyük petrol ve gaz üreticilerinin de ihracat için kritik rotası. Örneğin, OPEC’in büyük kısmı bu su yolunu petrol ve gaz sevkiyatı için kullanıyor; endüstriyel kimyasallar ve gübre gibi yan ürünler de buradan çıkıyor.
Boğazın kapanması küresel ekonomide şoklara yol açtı: İlk saldırıların ardından petrol fiyatları 2022’deki Ukrayna krizi sonrası ilk kez varil başına 100 doların üzerine çıktı.
Alt Yapıya Doğrudan Saldırılar ve Fiyatların Kısa Vadeli Sıçraması
Askeri faaliyetlerin Basra Körfezi veya Orta Doğu bölgelerinde olması genellikle petrol piyasalarında yüksek dalgalanmalara neden oluyor. Başlangıçta üretim tesisleri pek zarar görmemiş olsa da son günlerde füze saldırıları petrol ve gaz altyapılarına doğrudan zarar verdi.
İsrail, özellikle dünyanın en büyük doğal gaz sahalarından biri olan South Pars’a yönelik bir dizi saldırı başlattı; İran da karşılık verdi ve bunun sonucunda Katar’daki dünyanın en büyük LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) tesislerinden biri vuruldu. Bu saldırıların ardından petrol fiyatları geçici olarak neredeyse varil başına 120 dolara kadar yükseldi.
Bu saldırılar, dünya fosil yakıt tedarik zinciri için kritik altyapılara zarar verme potansiyeline sahip. KatarEnerji’nin (QatarEnergy) dünya LNG arzının yaklaşık %20’sini sağladığı hesaba katıldığında, bu üretim kapasitesinin yarınlarda beş yıl boyunca toparlanmasının zor olduğu belirtiliyor.
Kapanma Uzarsa Daha Kötü Senaryolar Mümkün

Analistler, savaş uzadıkça etkilerin sadece kısa vadeli fiyat artışlarıyla kalmayacağını, daha derin ekonomik sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Bazı uzmanlara göre Hürmüz Boğazı yeniden açılmazsa bunun ekonomik anlamda resesyon değil, depresyon etkisi yaratma ihtimali bile var. Bu durumda ileri düzey talep kaybı yaşanabileceği, araçların yollarda olmayacağı ve uçakların gökyüzünde uçmayacağı bir tablo bile iddia ediliyor.
ABD ve Tüketici Etkileri
ABD’nin petrol ve gaz tedarikinde doğrudan kayıp yaşamayacağı söyleniyor olsa da, savaşın etkileri Amerikalı tüketicilerin benzin fiyatları üzerinden hissedeceği anlamına geliyor. Benzin fiyatının büyük kısmı ham petrol fiyatına bağlı olduğundan, artan petrol maliyeti market raf fiyatlarına kadar yansıyabilir.
Enerji Dışı Etkiler
Savaş sadece enerji piyasalarını etkilemekle kalmıyor; petro-kimya üretiminden yarı iletken endüstrisine kadar birçok kilit küresel emtia arzı da sıkıştı. Örneğin, gübre fiyatları hassas ekim döneminde yükseldi çünkü ilgili malzemeler Körfez’den çıkamadı.
Belirsizlik ortamı, piyasalarda çalkantıyı artırırken, hükümetlerin ve enerji uzmanlarının çatışmanın ne kadar süreceğine dair net bir öngörüye sahip olmaması da durumu daha kritik hale getiriyor.
Uzmanlar, İran’daki çatışmaların süresinin belirsizliği nedeniyle küresel enerji piyasalarında dalgalanmaların önümüzdeki aylarda da devam edeceğini öngörüyor. Basra Körfezi’nin kapanması veya saldırılar nedeniyle altyapının zarar görmesi, petrol ve doğal gaz tedarik zincirlerinde uzun süreli aksamalara yol açabilir.
Bu durum, özellikle benzin ve doğalgaz fiyatlarının tüketiciler üzerinde doğrudan etkisini artırırken, endüstriyel üretim maliyetlerini de yükseltebilir. Hükümetler ve enerji şirketleri, yaşanan bu kriz ortamında enerji güvenliğini yeniden değerlendirmek, stratejik rezervleri güçlendirmek ve alternatif tedarik yolları geliştirmek zorunda kalacak.
Ayrıca, küresel ekonomideki belirsizlik, yatırım kararlarını ve enerji politikalarını da etkileyerek daha geniş çaplı ekonomik sonuçlara yol açabilir. Uzmanlar, mevcut gerginliklerin sürdüğü her günün, enerji piyasaları için potansiyel bir “en kötü senaryo” riskini artırdığına dikkat çekiyor ve uzun vadeli planlama ile kriz yönetimi stratejilerinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Derleyen: Damla Şayan